SANIĞIN DOĞRUDAN SORU SORMA HAKKI

3 yıl önce 30.11.2020 15:32

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA SANIĞIN DOĞRUDAN SORU SORMA HAKKI

GİRİŞ

Ceza Muhakemesi Hukukunda asıl amaç, davaya konu olan maddi olaylarla ilgili, olayın bütününe ilişkin olarak maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya konulması ve dava konusu olayın hukuki çerçeve içersinde değerlendirilmesinin yapılmasıdır. Kanun, bu amaca uygun olarak muhakemenin, sujeleri olan iddia, savunma ve yargılama makamlarına maddi gerçeğin nasıl ve hangi değerlendirmeler sonucu ortaya çıkarılması gerektiği hususunda uygulanacak yöntem ve yollar da gösterilmektedir. Özellikle vermiş oldukları beyanlarla maddi gerçeğin çerçevesini çizen kişilerin yani şüpeli, sanık, şikayetçi, tanık ya da ilgili, diğer kişilerin dinlenmeleri ceza muhakemesinin temel amacı açısından son derece önem arz ederler. Ceza Muhakemesi Kanunu genel hukuki çerçeveyi çizip, delillerin değerlendirilmesi noktasında beyanları nazara alınan kişilere soru sorulmasının, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında son derece önemlidir. Bu yönde soru sorma; Ceza Muhakemesi Hukukunda maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya çıkarılması, muhakeme sujelerinin sahip olduğu en önemli haklardan biridir. Bizim Hukukumuzda Hakim, Cumhuriyet Savcısı, vekil, müdafi sıfatıyla avukatlar doğrudan soru sorma yetkisine sahiptir[1]. Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı, hukuk devleti ve insan haklarının gereği olarak kişi hak ve özgürlüklerine mümkün olduğunca az müdahalede bulunarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesidir. Asıl amaç, adil yargılama ilkeleri çerçevesinde hukuka uygun bir şekilde maddi gerçeğe ulaşmaktır.

Doğrudan soru sorma, ceza muhakemesinde soru sorma yetkisine sahip kişilerin sorularını, soru muhatabına, herhangi bir aracı söz konusu olmaksızın duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan yöneltmesi anlamına gelmektedir[2].

Sanığın Doğrudan Soru Sorma Hakkı

Doğrudan soru sorma, sorgu kavramı ile yakından ilişkilidir. CMK m. 2/f.1-h’ye göre; sorgu “Şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini ifade etmektedir”. Bu tanımda yola çıkarsak sorgu; sanığın hakim tarafından dinlenmesini ifade etmektedir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda sujelerin sahip olduğu haklardan olan sorgu ve soru sorma hakları adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Doğrudan soru yöneltmede taraflar kendi tanıklarına kendi iddialarını doğrulayıcı, karşı tarafın tanığının söylediklerinin ise gerçeği yansıtmadığını açıklamaya yönelik sorular soracaktır[3]. Burada sujeler hem maddi olaya ilişkin anlatımda bulunurlar hem de genel olarak savunma haklarından yararlanırlar. Doğrudan soru sorma yalnızca sanıkla ilgili bir uygulama değildir; katılan, tanık veya bilirkişilere de doğrudan soru sorulabilmektedir. Doğrudan soru sorma ise iddia ve savunma makamlarının duruşmaya katılan bütün süjelere, hakim aracılığı olmaksızın, doğrudan soru sorabilme haklarının tanınmasıyla oluşturulan bir maddi gerçeğe ulaşma vasıtasıdır[4].

Ceza Muhakemesi Kanun’un 2. Mad b fıkrasına göre sanık; kavuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Kovuşturma evresinin amacı, muhakeme konusu olan somut fiilin, sanık tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin olayı temsil eden delillerin ortaya konulması, tartışılması, maddi sorun çözümlendiği, yani ispat edildiği takdirde fiilin hangi ceza hukuku normuna uyduğuna ilişkin hukuki nitelendirmesi yapılarak uyuşmazlığın kesin hüküm halini alacak bir son kararla çözümüdür[5].Muhakemede, okunan delillere karşı ya da dinlenen kişilerin ifade veya beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulması, kolektif değerlendirilmesi sonucu ilkelerinden biridir. CMK m. 215’de “Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur hükmüne yer verilmiştir. Doğrudan soru sormanın muhatabı kendisine soru sorulan kişi iken beyanda bulunmada ise muhatap mahkemedir.

CMK Madde. 201. 1’e göre ; Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir[6]. Bu maddeye göre sanık, doğrudan taraflara soru soramaz ancak mahkeme başkanı aracılığıyla soru sorabilir. Sanığın tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış kimselere soru sorması güvence altına alınmıştır. Görüldüğü üzere sanık bu kişilere sorularını hakim veya mahkeme başkanı aracılığı ile soracaktır. Ancak sanık bir müdafi yardımından faydalanıyorsa, müdafi söz konusu kimselere doğrudan soru sorma yetkisine sahiptir. Ayrıca sanık ve katılan, sormak istedikleri soruları müdafi veya vekillerine ileterek onlar aracılığıyla da soru sorabileceklerdir.[7] Kanun koyucu müdafie tanıdığı doğrudan soru sorma yetkisini sanığa tanımamıştır.  Taraflardan biri sanık tarafından sorulan soruya itiraz ederse, mahkeme başkanı sorunun yöneltilip yönetilemeyeceği hususunda takdir yetkisine sahiptir yani sanık savuşma amacıyla ya da duruşmanın uzatılması amacıyla dava konusu olayla ilgili olmayan sorular sorarsa mahkeme başkanı sanığın soru sorma hakkına engel olabilmektedir.

Sanığın mahkeme başkanı aracılığıyla soru sorma hakkı, savunma tanığı olarak sanığında iddia tanıklarıyla aynı koşullarda silahların eşitliği çerçevesinde muhakemede sahip olduğu en önemli haklardandır. AİHS madde. 6/3-d’ye göre; bir suç ile itham edilen herkes yani her sanık iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek hakkına sahiptir burada da iddia tanıklarıyla savunma tanıklarının aynı koşullar altında dinlenmeleri sağlanması amaçlanmaktadır. Adil yargılanma hakkının[8] silahların eşitliği temel ilkesi olması sonucu AİHS tarafından da bu hakka açıkça yer verilmiştir ve Anayasamızın 36. Maddesinde hak arama özgürlüğü bölümünde de güvence altına alınmıştır.

Görüldüğü gibi sanık bu kişilere mahkeme veya hakim aracılığıyla soru sorabilmektedir. Ancak sanık, müdafi yardımından faydalanıyorsa, müdafii söz konusu kimselere doğrudan soru sorma yetkisine sahiptir. Kanun koyucu müdafiinin de sahip olduğu doğrudan soru sorma hakkını sanığa tanımamıştır.

Sanığın doğrudan soru sorma hakkı Anglo - Sakson hukuk sistemindeki çapraz sorguya benzemektedir. Ancak Anglo-Sakson hukukunun kendine has bir yapısı vardır ve taraf avukatları kendi tanıklarını öncelikle kendileri sorgulamakta daha sonra ise karşı tarafa sorgu yapma imkanı tanınmaktadır. Hakim ise sorguya herhangi bir şekilde müdahale etmemektedir. Ancak bizim hukukumuzda tanıkları öncelikle hakim sorgulayıp daha sonra taraflara karşılıklı soru sorma yetkisi verdiğinden, çapraz sorgunun temel mantığında yer alan tanıkları tarafların sorgulaması söz konusu olmamaktadır.

Doğrudan soru sorma yöntemi ile savunma, kendi tanıklarına kendi tezini doğrulatacak, karşı tarafın tanıklarına ise karşı tezin gerçeği yansıtmadığını açığa çıkartabilecek sorular sorma imkânına sahip olacaktır. Örneğin tanığın önceden kurguladığı şekilde beyanda bulunması halinde, müdafi doğrudan soracağı sorular ile onun ifadelerinin güvenilmezliğini ortaya çıkartabilecektir. Bu itibarla müdafie böyle bir yetkinin tanınmış olması savunma bakımından önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Böylece, taraflarca duruşma sırasında muhakemede arzu edilen çelişme etkin şekilde arzulanmış olur.

Soru sormanın kapsamı tanıklara aleyhe olan tüm açılardan soru sorabilmeyi de kapsar şekilde olmalıdır ki, çelişmeli muhakeme tam anlamıyla gerçekleşebilsin. Bu itibarla sanık iddia tanıklarına bir soru sorduktan sonra, tanığın verdiği yeni bilgilerle başka aleyhe durumlar ortaya çıkarsa bu durumda soru sorma hakkının sanığa yeniden tanınması gerekir. Bu hususta CMK 215. Mad. : Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.

Sanığın iddia makamının tanıklarına soru sorması ve bu şekilde onlarla yüzleşebilmesi savunma bakımından çok önemlidir. Bu sayede sanık, aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf noktalarını ortaya koyup mahkeme huzurunda onların güvenilirliğini test edebilecek, sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle algılamasını önleme imkanına sahip olacaktır.

ÇAPRAZ SORGU

Genel anlamda çapraz sorgunun amacı, hukuka uygun ve duruşma disiplinine uygun yöntemlerle maddi gerçeğe ulaşmaktır. AİHS’de de önemli yer edinen adil yargılanma ilkesiyle ve hukuk devleti ilkelerinde yer edinmiştir en önemli savunma aracıdır. En önemli etkisini, delillerin değerlendirilmesi aşamasında gösterir[9].

Muhakeme aşamasında çapraz sorgu, sorgulama faaliyetinin aşamalarından biridir. Anglo Sakson Hukuk sistemlerinde sorgulamalar, uygun bir sıralama ve yöntem çizilerek uygulanır. Öncelikle doğrudan anlattırıcı sorgu yapılır, daha sonra çapraz sorguya geçilir. Bu aşamalarda elde edilen delillerin bütünlük arz etmesi gerekir. Sorgu ve çapraz sorgunun yöntemleri farklılık gösterir. Sorgu, hakim tarafından gerçekleştirilir, çapraz sorgu ise; savcı veya savunma avukatı tarafından yapılır. Önemli ayrımlardan bir diğeri sorgu sanığa, çapraz sorgu ise tanık, bilirkişi, ve davaya katılana yönelik yapılır. Çapraz sorgu sanığın sahip olduğu silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde en önemli hak olarak değerlendirilebilir. Çapraz sorgu sistemi, ceza muhakemesinin evrensel nitelikteki şüpheden sanık yararlanır ilkesi ile de yakın ilişkisi olan bir sistemdir[10]. Sanığın sahip olduğu çapraz sorgu hakkı her durumda uygulanma zorunluluğu yoktur. Faydalı olduğu düşünülen ve gerekli görülen durumlarda uygulanması gereken maddi gerçeğe ulaşmada delil elde etme aracı olarak kullanılmalı.

Anglo Sakson hukuk sisteminde sanık, tanık sıfatını kazanabilmektedir. Sanık, tanıklık için gereken yemini verdikten sonra, tanık kürsüsünde dinlenebilir. Kıt’a Avrupa hukuk sisteminde ise sanık, ancak hakim tarafından yeminsiz olarak sorgulanır. Çapraz sorgu itham sisteminin bir uzantısıdır[11]. Tanıklar, taraflar tarafından mahkeme huzuruna getirilir(çağrılır), kararı veren mahkeme önünde sorgulanarak çapraz sorgunun işlevi yerine getirilir.

Özel bir teknikle ve dava teorisine sahip iyi bir avukat tarafından çapraz sorgu usulü yerine getirilmelidir.  Bu yöntemde tarafların dosya üzerinde çalışmaları, sorulacak soruları önceden tespit etmeleri için hazırlık yapmaları ayrıca ve en önemlisi insan psikolojisini iyi bilmeleri gerekmektedir[12]. Bu sorgulamayla, bizzat tanık olduğu olayla ilgili bilgisini direk aktarmak isteyen, fakat bazı yanlış algılamalar sebebiyle doğru bir kanaate ulaşmayan tanığın beyanlarındaki hatalar düzeltilmeye çalışılır. Bu nedenle çapraz soru, vasıflı bir avukat tarafından iyi bir strateji ile gerçekleştirilmesi gerekir. Yani, tanığın neden çapraz sorguya tutulacağı ve davaya sağlayacağı katkı juriye olayın muhtevasıyla anlatılmalıdır. Tabi davaya katkı sağlamayan ve sanığın aleyhine ibareler doğuracağını düşünülen durumlarda çapraz sorgu yoluna başvurmamak da bir o kadar önemli bir yoldur.

Delille ilgili hususlar, etik kurallar, tanığa soru sorma, tartışma aşaması, davanın sunuluşu gibi pek çok konu, çapraz sorgu sisteminde önemli noktaları oluşturur[13]. Çapraz sorguda iyi bir plan hazırlanmalı ve uygulanacak iyi bir dava teorisi geliştirilmeli. Dava teorisi, tüm tanıkların eksiksiz ve amaca uygun olarak ifadelerinin alınması, olayda eksik kalan ya da çözüm için gerekli konuların detaylı tespit edilmesine hizmet eder. Daha sonra, dava teorisine dayalı dava planı yapılmalı. Yani bu plan içinde çapraz sorgunun nasıl ve ne yöntemlerle uygulanacağı belirlenmeli. Planı yaparken de muhakeme anında tanık beyanlarına göre şekillenebilecek alternatif yöntemlere de açık ve uygun olmalı. Çapraz sorgu planı, sorular içeren bir liste gibi olmamalı sorguya yön verecek bir rehber niteliğinde olmalıdır[14].

Çapraz sorgu, belirlenmiş bir hedef doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Amaçsızca yapılmamalıdır. Amaçsızca yapılırsa tanığın ifadesini güçlendirebilir. Çapraz sorgunun en önemli amacı, dava dosyasındaki bilgileri desteklemek ve tanığın güvenirliğini sınamaktır. Olayın anlatımı sırasında şüpheli görülen noktalara, jurinin dikkatini çekmek amaçlanır. Doğrudan sorguya göre, çapraz sorgu daha kontrollü gerçekleştirilir[15].

Çapraz sorgunun en önemli aktörü tanıktır. Bu nedenle tanığı sorgulamaya başlarken, olayı algılamaya kudretine sahip olup olmadığı sınanır. Yani, tanıklık yapacağı olayı gerçekten görmüş mü? Olay için tanıklık yapacak kadar yaşananları algılayabilmiş mi? Tanığa ucu açık sorular sorularak geniş bir şekilde olayı anlatma imkanı verilmelidir. Olay için ihtilaflı görülen hususlarda sorular sorulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde ise ikincil olan subjektif nitelikte sorular sorulması, bazı özel durumlarda kabul edilmiştir[16].

Ceza Muhakemesinde sözlülük ilkesinin en etkin bir şekilde çapraz sorguda uygulanır. Çapraz sorguda tanık beyanlarının daha güvenilir olmasını sağlar. Tanıkları sadece kendi bildikleri, duydukları konularda sorular sorulmalıdır, başkaları tarafından tanıklara aktarılan hususlarda sorular sorulmamalıdır. Çünkü durumlarda bulunmayan kişilere çapraz sorgu yapılıp maddi gerçeğe ulaşılamaz. Tanıkların olayla ilgili yorum yapması istenemez. İhtilaflı hususlarda sorular sorulmalıdır. Bilirkişi tanıklara yorum yapmalarına ihtiyaç duyulabilir[17].

İtham sistemini benimsemiş ülkelerde çapraz sorgu tam anlamıyla uygulanmaktadır. Çünkü silahların eşitliği tam anlamıyla uygulanıyor. Bizim ülkemizde CMK m.201 doğrudan soru sorma hakkını düzenlemiş bu da çapraz sorgu kavramıyla benzerlikler göstermektedir.

TÜRK HUKUKUNDA ÇAPRAZ SORGU-DOĞRUDAN SORU SORMA

Türk hukukunda yargılamanın süjelerinden olan en aktif süje hakimdir. Yargılama da, sanığın sorgusunu hakim veya mahkeme başkanı yapar. Kıta Avrupa sistemlerinin özelliklerinden res’en araştırma ilkesi gereği hakim tüm delilleri toplar, olayla ilgili tüm tanıkları dinler. Savcı iddianame hazırlarken sanığın hem lehine hem de aleyhine delil toplar. Savcının topladığı delillerde yer alan bilirkişiler ile tanıklar kamu tanığı konumundadırlar. Doğrudan soru sorma, çapraz sorgu kurumuna benzetilmektedir. Çapraz sorguda yer alan doğrudan sorgulama içerisinde yer edinmiştir. Tanığı daha önceden dinlemeden soru sormak, soru soran açısından riskli olabilecektir[18]. Baktığımızda çapraz sorgu doğrudan sorgu esnasında dinlenen tanığın ifadelerindeki zayıf noktaları bulmaya yöneliktir.

Doğrudan soru sormayı, çapraz sorgunun işlevine benzetilip, sorgu kurumunun daha sağlıklı bir şekilde yapılıp maddi gerçeğe ulaşma yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yani mahkeme başkanının izni olmadan, tarafların soru sorabilmesi, çapraz sorguda olduğu gibi muhakemeye tarafların katılımını artıracak ve muhakemeyi canlandıracaktır[19].

‘’Doğrudan Soru Yöneltme’’ başlığıyla CMK madde 201’de yer almıştır:[20]

(1)   Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.

Kanun, artık savcı, vekil ve müdafi için tanıklara doğrudan soru yöneltme hakkını vermiştir. CMK hükümleri dahilinde sanık, çapraz sorgunun uygulayıcısı konumunda değildir[21]. Taraflar gerek kendi tanıklarını dinlerken gerekse karşı tarafın tanıklarını dinlerken soru sorabilirler. Bilirkişi, sanık ve katılan da doğrudan soruların muhatabı olabilecektir.

Eski CMUK madde 234/2 de doğrudan soru sorulması mahkeme başkanının uygun görmesi şartına bağlanmıştır. Ancak CMK madde 201’ de doğrudan soru sorma kurumuna yer verilmiştir.

Doğrudan soru sormanın amacı; muhakeme esnasında tanıkların ifadelerinin güvenirliğini sarsmak, soruyu soran açısından lehe bir durum ortaya çıkarmaktır. Örneğin, tanık gerçekten bizzat şahit olmadığı bir ola hususunda ezbere bir olay anlatması durumunda, müdafi devreye girerek doğrudan soru sorarak tanık beyanlarında güvenirliği sarsarak şüphe uyandırmayı amaçlayarak, lehe bir durum ortaya çıkarabilir. Doğrudan soru sorma, çapraz sorguda olduğu gibi anında sonuç vermez. Ancak müdafiinin sonraki savunmalarında ya da savcının esas hakkında mütalaasının oluşmasında, doğrudan soruların cevapları etkili olacaktır[22].

Bilirkişiler de CMK madde 66/6’ya göre soru sorma hakkına sahiptir: Gerekli olması halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin verebilir. Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.’  Şeklinde bir düzenleme de bulunmaktadır.

Tabi bilinmesi gereken en önemli hususlardan biri de; CMK madde.201 kapsamında soru sorma hakkına sahip olanların, sınırsız ve keyfi soru sorma hakkına sahip olmadıklarıdır. Hukuk devleti ilkesi gereğince bazı sınırlamalar mevcuttur. İnsan onurunun dokunulmazlığı ile bağdaşmayan hiçbir soru doğrudan soru sorma kapsamında yer almayacağıdır. Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerde kabul edilen haklar, doğal sınırlar olarak kabul edilir.

AİHS madde.6’da yer alan adil yargılanma hakkı kapsamından yola çıkarsak silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde bizim ülkemizde de çapraz sorguya benzeyen doğrudan soru sorma hakkına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Adil yargılanma hakkı klasik negatif haklar içinde düzenlenmesine rağmen gerçek fonksiyonun gerçekleşmesi için devletin pek çok pozitif edim üstlenmesi gerekir[23]. AİHS’nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı, 3.10.2001 tarihinde yapılan değişiklikle birlikte, aynı zamanda anayasal bir hak haline gelmiştir[24].

AİHS’nde “Adil Yargılanma” başlıklı madde 6/3-d de çapraz sorgunun temelindeki düzenleme yer alır:

 İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;

Bizim hukukumuzda res’en araştırma ilkesi gereği hakim, taraf tanıklarının seçimleriyle bağlı olmaksızın gerekli görürse herkesi dinleyebilir. Bizim sistemimizde taraf tanığı yoktur. Çünkü savcı iddianame düzenlerken sanığın hem lehe hem de aleyhe hususlarda araştırma yapıp delil toplar.

Doğrudan soru sorma aşamasında yönlendirici sorular istisna, ucu açık sorular kuraldır. Çapraz sorguda ise durum bunun tam tersidir. Tük hukukunda doğrudan soru sorma kapsamında sorulacak soruların içeriği ve sınırları belirtilmemiştir. Sorgudaki kurallar, doğrudan soru sorma işlemi esnasında da geçerlidir. Ayrıca doğrudan soru yöneltme sırasında sanık susma hakkına sahiptir. Tanık, duruşma süresince doğrudan sorulara muhatap olduğunda susma hakkını kullanabilecektir[25]. Adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ülkemizde tam olarak uygulanmadığı için çapraz sorgu tam anlamıyla ülkemizde uygulama alanı bulmamaktadır.

 

SONUÇ

Sanık, soru sormanın aktif sujesi olmakla birlikte doğrudan soru sorma yetkisine sahip değildir ancak hakim veya mahkeme başkanı aracılığıyla soru sorabilmektedir. Bu durum, esasen doğrudan soru sormanın hukuk tekniğiyle ilgili olmasıdır. Yani kanun sanığın, doğrudan soru sorma hukuk tekniğine vasıf olmayan kişilerin  duruşma disiplinini bertaraf etmek istemiştir. Doğrudan soru sormanın amaçlarını şöyle sıralayabiliriz;

-          Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması

-          Dayanılan delillerin güvenirliğinin ortaya konulması ve detaylandırılması

-          Karşı delillerin güvenirliğinin sınanması[26]

AİHS’nin 6/3/d maddesine göre; “iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek,…” adil yargılanma hakkı kapsamında sanığa tanınması gereken minimum haklardandır. Bu bağlamda sanığın, hakkında gerçekleştirilen yargılama faaliyeti sırasında tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve böylelikle onların beyanlarının doğruluğunu test etme imkanına sahip olması, adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından zorunludur. İddia tanıklarının beyanlarının doğruluğunu test etme hakkı, köken itibarıyla Anglo-Sakson hukukundan gelen çelişmeli muhakeme ve silahların eşitliği ilkelerine dayanmaktadır. İddia makamıyla karşılıklı olarak tanık gösterip, tanıklara soru sorabilmek çelişmeli muhakemenin, bunu eşit koşullar altında gerçekleştirebilmek ise silahların eşitliğinin bir gereğidir.

Tanık beyanlarının doğruluğunu test etme hakkı, tanıklara aleyhe olan tüm açılardan soru sorabilmeyi de kapsar şekilde anlaşılmalıdır ki, çelişmeli muhakeme gerçek anlamıyla gerçekleşebilsin. Bu itibarla sanık iddia tanıklarına bir soru sorduktan sonra, tanığın verdiği yeni bilgilerle başka aleyhe durumlar ortaya çıkarsa bu durumda soru sorma hakkının sanığa yeniden tanınması gerekir.

Sanığın iddia tanıklarıyla yüzleşebilmesi ve beyanlarının doğruluğunu test edebilmesi, savunma bakımından çok önemlidir. Bu şekilde sanık, aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf noktalarını ortaya koyup mahkeme huzurunda onların güvenilirliğini test edebilecek, sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddianın ileri sürdüğü şekliyle algılamasını önleme imkanına sahip olacaktır. Savunmaya tanınan bu hakkın amacı AİHM tarafından, tanığın inandırıcılığını sarsmak ve onun güvenilirliğini denetlemek olarak tespit edilmiştir.

Sanığın yargılama sırasında iddia tanıklarının beyanlarının doğruluğunu test etmesi, doğal olarak tanıkların dinlenmesi sırasında onun duruşmada bulunmasını gerektirir. Bu bağlamda söz konusu hak, duruşmada hazır bulunma hakkıyla yakından ilişkilidir. Ancak makul gerekçelerle duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin getirilen kısıtlamalar, bazen sanığın iddia tanıklarına soru sorabilme imkanını da ortadan kaldırabilmektedir. Değişik içtihatlarında görüldüğü kadarıyla, AİHM de, tanıklara soru sorma ve bu bağlamda delillerle doğrudan doğruya temas edebilmeyi, sanıklar bakımından mutlak bir hak olarak görmemektedir. Mahkeme hakimi, muhakemenin selameti açısından gerekli hallerde buna ilişkin talepleri reddedebilir. Ancak maddi gerçeğin araştırılması bakımından önemli olduğu açıkça belli olan bir sorunun sorulmasına izin verilmemesi, adil yargılanma hakkının ihlali kapsamında değerlendirilecektir.

 

Avukat Mesut Bıçak

 

KISALTMALAR

AİHM: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

AİHS: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

CMK: Ceza Muhakemesi Kanunu

CMUK: Ceza Muhakemesi Usul Kanunu

KAYNAKÇA         

Ahmet Emrah Akyazan, Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme(Çapraz Sorgu), Desen Ofset A.Ş Yayın, Ankara, 2009, sf.439

 

Ahmet Emrah Akyazan, Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme(Çapraz

Sorgu),Baskı, Desen Ofset Yayınları, Ankara, 2009, sf.273

 

Ali Parlar,Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara, 2008, sf.608

Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara, 2008, sf.611

 

Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat,

Ankara, 2008, sf.604

 

Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara,2008,sf.577

Beytullah Çetin, Savunma Hakkının Kısıtlanması,Yüksek Lisan Tezi, Konya, 2017, sf.50    http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/7513/471299.pdf?sequence=1&isAllowed=y

 

Bülent Algan, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakların Korunması, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, sf.129

 

Çetin Veziroğlu, Çapraz Sorgu, http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1940- 2010/Kitaplar/pdf/until2007/hukukkurultay00-2.pdf, s. 380-383, (E.T 21.01.2015)

 

Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.663

 

Dr.Haluk Çolak,Ceza Yargılaması Hukukunda Çapraz Sorgu,Bilge Yayınevi,Ankara,2005,sf.43

 

Ertan Yüce, Umut Anlar, Ceza Yargısında Yeni Usul: Çapraz Sorgu,  http:// http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1944- 2010/Dergiler/HukukGundemiDergisi/2005-2.pdf, s. 58, (E.T 18.01.2015)

 

Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.662

 

Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.663

 

Dr.Haluk Çolak, Ceza Yargılaması Hukukunda Çapraz Sorgu, Bilge Yayınevi, Ankara,2007, s.26f

 

İ.Hamit Hancı, Bilirkişilik ve Çapraz Sorgu, Seçkin Yayıncılık, Ankara,2003, s.24

 

Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz., Ahmet Emrah Akyazan, Ceza Muhakemesi Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme, Afşaroğlu Yayıncılık, Ankara, 2011, s. 53-64

 

Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıklık, US-A Yayıncılık, Ankara, 1996, s.350

Durmuş Tezcan, Ceza Davalarında Çapraz Sorgu, Prof.Dr. Turhan Tufan Yüce’ye Armağan, İzmir, 2001, s.642

 

Yrd.Dç.Dr Burcu Demren Dönmez, Ceza Muhakemesi Hukukunda Çapraz Sorgu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, sf.33

 

Zekeriya Yılmaz, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İlgili Mevzuat, Seçkin Yayıncılık,Ankara,2005,sf.58

 

Zekeriya Yılmaz, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İlgili Mevzuat, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2005, sf.58

 

3.10.2001 Tarih ve 4709 Sayılı Kanun, RG.17.10.2001, No. 24556 (1. Mükerrer)

 

 

 

 

 

 

 



[1] Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara, 2008, sf.608

 

[2] Zekeriya Yılmaz, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İlgili Mevzuat, Seçkin Yayıncılık,Ankara,2005,sf.58

[3] Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.663

[4] Beytullah Çetin, Savunma Hakkının Kısıtlanması,Yüksek Lisan Tezi, Konya, 2017, sf.50    http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/7513/471299.pdf?sequence=1&isAllowed=y

[5] Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara,2008,sf.577

 

[6] Zekeriya Yılmaz, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İlgili Mevzuat, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2005, sf.58

[7] Ahmet Emrah Akyazan, Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme(Çapraz Sorgu), Desen Ofset A.Ş Yayın, Ankara, 2009, sf.439

[8] Adil yargılanma, yargılama faaliyetinin bir bütün olarak hukuka ve hakkaniyete uygun yürütülmesini ifade eder.

[9] Yrd.Dç.Dr Burcu Demren Dönmez, Ceza Muhakemesi Hukukunda Çapraz Sorgu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, sf.33

[10] Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara, 2008, sf.604

[11] Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.662

[12] Doç.Dr.Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yayın, Ankara, 2006, sf.663

[13] Dr.Haluk Çolak, Ceza Yargılaması Hukukunda Çapraz Sorgu, Bilge Yayınevi, Ankara,2007, s.26f

[14] İ.Hamit Hancı, Bilirkişilik ve Çapraz Sorgu, Seçkin Yayıncılık, Ankara,2003, s.24

[15] Ahmet Emrah Akyazan, Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme(Çapraz Sorgu),Baskı, Desen Ofset Yayınları, Ankara, 2009, sf.273

[16] Ertan Yüce, Umut Anlar, Ceza Yargısında Yeni Usul: Çapraz Sorgu,  http:// http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1944- 2010/Dergiler/HukukGundemiDergisi/2005-2.pdf, s. 58, (E.T 18.01.2015)

[17] Çetin Veziroğlu, Çapraz Sorgu, http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1940- 2010/Kitaplar/pdf/until2007/hukukkurultay00-2.pdf, s. 380-383, (E.T 21.01.2015)

[18] Ali Parlar,Muzaffer Hatipoğlu,Erol Güngör Yüksel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller Çapraz Sorgu ve İspat, Ankara, 2008, sf.611

[19] Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıklık, US-A Yayıncılık, Ankara, 1996, s.350

[20] CMK madde 201’in gerekçesi şu şekildedir: ‘Madde, Türk hukuku bakımından çok önemli bir yenilik getirmiş bulunmaktadır. Common Law sisteminde ve Avrupa’da İtalyan hukukunda ceza davasının taraf muhakemesi şeklinde cereyan ettiği ve bu nedenle çapraz sorgu sisteminin uygulandığı bilinmektedir. Mahkemenin delil araştırma yetkisine sahip bulunduğu Kontinental sistemlerde, tam bir çapraz sorgulamanın kabulünün Tasarının bütünü ile bağdaşmayacağı bilindiğinden, savunma hakkını sağlam tutmak amacı ile bu madde getirilmiştir. Bu madde ile Cumhuriyet savcısı, katılan, sanık ve avukatların mahkeme başkanı veya hâkimden söz isteyerek, tanıklara, katılana, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, doğrudan soru yöneltebilecekleri kabul edilmiştir. Yine sanık ve katılanın da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile aynı kişilere soru yöneltebilmeleri olanaklı kılınmıştır. Aynı kişilere sorulan soruya karşı gelme hakkı tanınmıştır; madde de karşı gelmeye “itiraz” denilmekte ise de, teknik anlamda kanun yolundaki itiraz olmayıp, karşı gelme, bu konuda hâkimin karar vermesini istemek niteliğindedir. Bu hâlde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, 214 üncü maddedeki usule göre mahkeme karar verecektir. Dikkat edileceği üzere maddenin getirdiği esas, Common Law sistemine yakın ise de, bundan farklıdır. Tasarının 197 nci maddesinde açıklandığı üzere, duruşma hâkimin sorgusu ile başlamaktadır. Common Law sisteminde ise ceza davası taraf muhakemesi şeklinde cereyan ettiğinden, hâkim tam tarafsızdır ve sorgu yapamayacağı gibi, çok istisnaî hâllerde tanıklara soru da soramaz; sadece taraflar arasında soru yöneltmeden kaynaklanan karşı koymaları çözüme bağlar. Tasarının sistemi o derecede farklıdır ki, 208 inci madde mahkeme üyelerine de soru sormak hakkını tanımaktadır. Kaldı ki, Common Law sisteminde duruşmada sanık sorguya çekilmez; ancak istemi olduğunda tanık gibi dinlenir ve hatta kendisine bu hâlde yemin verilir. Netice olarak getirilen madde, savunma hakkını güçlendirici ve avukatın daha enerjik ve etkin olmasını sağlayan bir hüküm niteliğindedir. Madde, duruşmada mahkeme üyelerinin de tanıklara veya bilirkişilere soru yöneltmelerine olanak tanınacağını yani üyelerin tanıklara veya bilirkişilere soru sorma yetkisine sahip bulunduklarını ifade etmektedir.’

[21] Yrd.Dç.Dr Burcu Demren Dönmez, Ceza Muhakemesi Hukukunda Çapraz Sorgu, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, sf.131

[22] Durmuş Tezcan, Ceza Davalarında Çapraz Sorgu, Prof.Dr. Turhan Tufan Yüce’ye Armağan, İzmir, 2001, s.642

[23] Bülent Algan, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakların Korunması, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, sf.129

[24] 3.10.2001 Tarih ve 4709 Sayılı Kanun, RG.17.10.2001, No. 24556 (1. Mükerrer)

[25] Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz., Ahmet Emrah Akyazan, Ceza Muhakemesi Hukukunda Doğrudan Soru Yöneltme, Afşaroğlu Yay., Ankara, 2011, s. 53-64

[26] Dr.Haluk Çolak,Ceza Yargılaması Hukukunda Çapraz Sorgu,Bilge Yayınevi,Ankara,2005,sf.43

Hizmetlerimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanıyoruz. Avukatara.com'u kullanarak çerezlere izin vermiş olursunuz. Çerez politikamız için tıklayın. Kapat